Karantina Kaç Yaş Artı? – Bir Yalnızlık Hikayesi
Giriş: Her Şey Birdenbire Değişti
Karantina başladığında, Kayseri’de, evimin bir odasında, penceremin önünde saatlerce oturduğumu hatırlıyorum. Evdeki sessizlik bana korkutucu bir şekilde yakın geliyordu. Ne kadar normal olursa olsun, birdenbire hayatın durması, insanın içindeki bir boşluğu daha da derinleştiriyor. Belki de hayatımın ilk kez bu kadar yalnız hissettim. O kadar uzun zamandır dışarıda koşan, sürekli bir yerlere gitmek isteyen, arkadaşlarımla vakit geçirmek için sabırsızlanan ben, aniden evime hapsoldum. Ama o an düşündüm: Karantina kaç yaş artı? diye bir soru kafamda dönüp duruyordu. O an, yaşımın ya da fiziksel sağlığımın hiç bir anlamı olmadığını fark ettim. Beni karantinaya sokan tek şey, ruhumdu.
—
Sahne 1: Evdeki Sessizliğe Dönüş
Karantina ile birlikte her şeyin değiştiği bir an vardı, hatırlıyorum. O gün, sabah uyandığımda saat daha 9’a bile gelmemişti. Sonunda dışarı çıkmak, hayatıma geri dönmek istediğimde, önce dışarıda bir şeyler yapmak isteyip sonra “Bir dakika, yapamam,” diye kendimi uyardım. İnsanın korkuları birikiyor, sabahları gözlerini açınca ilk gelen o düşünce, “Bugün de mi evde olacağım?” oluyor. Tüm planlarım birdenbire havada asılı kalmıştı. Evde kalma süresi uzadıkça, o eski “kafede buluşmalar” ya da “arkadaşlarla yürüyüşler” gibi şeylerin ne kadar basit ve kıymetli olduğunu daha fazla fark ediyorum.
Günler geçtikçe, evde yalnız kalmak, yalnız olmanın psikolojik yükü de arttı. Her zaman koşturmacanın içindeydim, ama şimdi birden her şey durdu. Saatlerin geçişi sanki sadece duvarlara vuruyor gibiydi. O kadar çok vakit vardı ki, nereye koyacağımı bilemedim. İşte o zaman “Karantina kaç yaş artı?” diye düşündüm. Çünkü zamanın aslında sadece fiziksel yaşla bir ilgisi yoktu. Ruhsal olarak ne kadar dinç hissettiğiniz, yaşadığınız anları ne kadar anlamlı kıldığınız önemliydi. Ben o zaman, sanki içimde bir şey kırılmış gibi hissettim. Fiziksel olarak genç olabilirdim ama yalnızlık beni birden yaşlandırmıştı.
—
Sahne 2: “Bir Telefon Konuşması”
Bir gün, saat öğleden sonra 3 civarıydı, bir telefon geldi. Uzun zamandır konuşmadığım eski bir arkadaşım aramıştı. İçimden bir şeyler kaynadı, heyecanlandım. Bir ses, bir insana dokunmak için uzun zamandır sabırla bekliyordu. Telefonu açtım, “Nasılsın?” dedi. İçimde bir yerler sıcacık bir hisle doldu ama hemen cevap veremedim. Tam olarak ne hissettiğimi bile bilmiyordum. Cevabım geciktiği için o da biraz tereddüt etti, “Yani, ben de işte evdeyim, sen nasılsın?” dedi.
Ve işte o an, o kadar basit bir cümleyle yeniden hayata bağlandım. “Nasılsın?” Cevap veremedim, ama “İyi olmanın ne demek olduğunu yeniden düşündüm.” o kadar derindi ki. Karantina günlerinde bir telefon konuşması ne kadar kıymetli hale gelmişti. O kadar fazla insan vardı ki, onların adını hatırlamam bile zorlaşmıştı. Ama bir telefon araması beni ne kadar canlı tutuyordu.
Karantina ve yaş almakla ilgili düşündüğümde, bir insanın ne kadar genç olduğu, ne kadar çok insana dokunduğuyla ölçülüyordu sanki. Yaş, aslında bir iz. Bazen gülümsediğinizde, o iz kayboluyordu, birden her şey o kadar farklı görünüyordu ki. Yaş değil, bağlantıların gücü önemlidir. Bir insanın yaşlı veya genç olmasından ziyade, ruhsal olarak nasıl hissettiği önemlidir. Ben o telefonu, o konuşmayı yaşamımda ilk kez bu kadar içten hissettim. Karantina kaç yaş artı sorusunun cevabını o an aldım, aslında yaşıyor olmak, genç olmanın da ötesindeydi.
—
Sahne 3: Yalnızlıkla Yüzleşmek
Bir gün, akşamın son ışıkları penceremden süzüldüğünde, birdenbire yalnızlığın ne kadar ağır bir yük olduğunu fark ettim. Karantina, yalnızlıkla yüzleşmeyi de beraberinde getirmişti. Evde tek başımaydım. Odaya baktım, kitaplarımı, duvarı, masamdaki çakıl taşlarını. Birdenbire, yıllardır hayalini kurduğum o “düşünme zamanı” fazlasıyla fazla gelmeye başlamıştı. Kendimi bu kadar yalnız hissetmek, bana büyümeyi hatırlatıyordu.
Karantina ve yaş konusu tekrar aklıma geldi: Bir insan yalnız kaldığında, duygularının yaşını daha net hissediyor. Yalnız kalmak bir yaş meselesi değildir, bazen insan bir odada 5 dakika kalsa bile ruhen yaşlanabilir. Karantina kaç yaş artı sorusunu sorarken, aslında hayatın ne kadar kısa olduğunu, bir anı kaçırmamanın ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Geçmişte, eski günlerde sevdiklerimizle yapmadığımız her şey, şimdi bir eksiklik gibi gözüküyor. Yalnızlık, o eksikliklerin farkına varmamı sağladı.
—
Sonuç: Karantina ve Yaşın Anlamı
Karantina bitince, hayat devam etti ama ben bir parça farklıydım. Artık her şeyin farklı bir anlamı vardı. Bir telefon konuşması, bir dostla yürüyüş, arkadaşlarla paylaşılan bir kahve… Hepsi çok daha kıymetli hale gelmişti. Yaş, aslında sadece bir sayıydı. Ama karantinada öğrendiğim, yaşadıklarımızla, hissettiklerimizle gerçekten yaşlandığımızdır. Ve yaşamak, sadece biyolojik yaşla ölçülmez.
Karantina, bana yalnız kalmanın ve sessizlik içinde düşünmenin bir lüks değil, bir ihtiyaç olduğunu hatırlattı. Yaşadığım her an, her hissettiğim duygu, gerçekten anlamlıydı. Bu yüzden, belki de hayat boyunca “Karantina kaç yaş artı?” diye sormak yerine, “Yaşamak ne kadar içten olursa, o kadar genç kalınır,” diye düşündüm. Bu, en değerli cevaptı.