Bir Defterin İçinde Başlayan Hikâye
Sevgili okurlar, Durmuslargrup ekibi olarak bugün “√0 rasyonel mi” konusunu sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz.
Kayseri’de bir kış akşamı
Kayseri’de kış her zaman biraz sert gelir. Rüzgâr apartman aralarına sıkışır, sanki bir şeyleri anlatmak ister de kelime bulamaz. Ben o gün yine odamdaydım. 25 yaşındayım ve hâlâ defter tutuyorum. Kimileri buna çocukluk alışkanlığı diyor, kimileri gereksiz buluyor ama benim için tek gerçek sığınak bu sayfalar.
Camın buğusuna parmağımla küçük şekiller çiziyordum. Dışarıda kar başlamıştı. Sokaktan geçen arabaların sesi, sanki uzak bir geçmişten geliyormuş gibi boğuktu. İçimde ise garip bir boşluk vardı. Ne tam üzgün ne de tam huzurlu… Sadece askıda kalmış bir his.
O gün defterimi açtığımda ilk cümlem şuydu: “Bazı sorular insanın içini matematikten daha fazla karıştırıyor.”
Çünkü aklımda tek bir şey dönüyordu: √0 rasyonel mi?
Matematik dersinde kırılma anı
Bu soruyla ilk karşılaşmam yıllar öncesine dayanıyor. Lise son sınıfta, tahtada öğretmenimiz köklü sayıları anlatıyordu. Sınıfın yarısı zaten sıkılmıştı, yarısı da sınav kaygısına gömülmüştü. Ben ise nedense o gün her şeyi fazla ciddiye alıyordum.
Öğretmen “Karekök sıfır kaçtır?” diye sorduğunda herkes otomatik olarak “0” dedi. Basit bir soruydu, herkes rahatlamıştı. Ama benim içimde bir şey takıldı.
“Peki,” dedim içimden, “0 bir rasyonel sayıysa, bu kök ifadesi neden bu kadar tuhaf hissettiriyor?”
O an bunu sesli sormadım. Çünkü sınıfta böyle sorular soran biri genelde fazla düşünceli ya da fazla garip bulunurdu. Ama içimde o küçük kıvılcım yanmıştı artık.
O günden sonra “√0 rasyonel mi?” sorusu benim için sadece bir matematik meselesi değil, zihnimin bir köşesine kazınmış bir merak haline geldi.
√0 rasyonel mi? Sorusu
Öğretmenin cevabı ve içimde kalan boşluk
Bir gün ders çıkışı öğretmene gidip sordum. “Hocam, √0 neden 0 oluyor, ama bu bizi neden hiç düşündürmüyor?”
Gülümsedi. “Çünkü basit,” dedi. “0’ın karesi 0’dır. Bu yüzden √0 = 0 ve 0 da rasyonel bir sayıdır. Yani evet, √0 rasyonel bir sayıdır.”
Cevap netti. Mantık yerli yerindeydi. Ama içimdeki düğüm çözülmedi.
Çünkü mesele sayı değildi. Mesele, bir şeyin hem “hiçlik” olup hem de “tanımlı” olabilmesiydi.
0… Hiçlik gibi duran ama aslında matematikte çok güçlü bir yer tutan bir sayı. Rasyonel… Yani oranla ifade edilebilen. Ama hiçlik nasıl oran olurdu?
O gün eve dönerken yürüyüş yolunda kar birikiyordu. Ayaklarım ıslanıyordu ama umursamıyordum. İçimde garip bir hayal kırıklığı vardı. Sanki bir sır çözülmüş ama ben yine de tatmin olmamıştım.
Evde günlük yazma gecesi
O gece defterime uzun uzun yazdım.
“Eğer √0 rasyonel ise, bu bana neyi anlatıyor?” diye başladım.
Sonra kendi kendime cevap verdim:
“Belki de bazı şeyler düşündüğüm kadar karmaşık değildir. Belki de en karmaşık sandığım şeyler en basit olanlardır.”
Ama yazdıkça daha da dağıldım. Çünkü matematik beni sakinleştirmiyor, aksine içimi daha çok açıyordu.
Defterin kenarlarına küçük çizikler atıyordum. Bir yandan da çocukluğumu düşündüm. Kayseri’nin eski mahallelerini, sokakta oynarken zamanın ne kadar hızlı geçtiğini…
O zamanlar hiçbir şey “rasyonel mi?” diye sorgulanmazdı. Her şey hissedilirdi.
Şimdi ise en basit şey bile bir soruya dönüşüyordu.
Rasyonel sayılarla kişisel hayat
Bir arkadaşımın gidişi ve içimdeki denklem
Üniversite yıllarında yakın bir arkadaşım vardı. Onunla birlikte saatlerce matematik çalışırdık. Ama daha çok hayat konuşurduk.
Bir gün bana “Sen her şeyi fazla analiz ediyorsun,” demişti.
O an gülmüştüm. Ama haklıydı.
Çünkü ben sadece sayıları değil, insanları da çözmeye çalışıyordum.
Bir gün o arkadaşım şehirden gitti. Vedalaşmamız çok kısa sürdü. Sanki uzun bir hikâyenin sonu değil de yarım kalmış bir cümleydi.
O gidişten sonra defterime şunu yazmıştım:
“Bir şeyin rasyonel olması, onun anlaşılır olduğu anlamına gelmiyor.”
O cümleyi yazarken aklımda yine aynı soru vardı: √0 rasyonel mi?
Çünkü 0’ın bile rasyonel olması bana garip bir teselli veriyordu. Sanki her şey bir şekilde düzenin içindeydi ama ben o düzeni hissedemiyordum.
Küçük iç hesaplaşma
Bazen geceleri uyumadan önce kendi kendime konuşuyorum.
“Eğer √0 rasyonelse, ben neden bu kadar irrasyonel hissediyorum?”
Sonra gülüyorum. Çünkü matematiği duygulara taşımak saçma geliyor. Ama yine de yapıyorum.
Hayatımın çoğu böyle geçiyor: mantıkla his arasında gidip gelerek.
Bir tarafım “Her şey açıklanabilir” diyor. Diğer tarafım “Bazı şeyler sadece yaşanır” diye karşı çıkıyor.
Kabulleniş ve sonsuz olmayan cevaplar
Kayseri’de sabaha karşı düşünceler
Bir gece yine kar yağarken uyuyamadım. Pencereyi açtım. Soğuk yüzüme çarptı. Şehir sessizdi.
Defterimi açtım ve uzun zamandır yazmadığım bir şey yazdım:
“√0 rasyonel mi?”
Sonra durdum. Kalem elimde kaldı.
Cevabını artık biliyordum. Evet, rasyoneldi. Matematik bunu net söylüyordu. 0 bir rasyonel sayıydı ve √0 da 0’dı.
Ama bu bilgi içimdeki boşluğu doldurmuyordu.
Belki de mesele cevabı bulmak değildi.
Belki de mesele, o soruyu sorarken hissettiklerimdi.
İçimde bir tür kabulleniş oluştu o an. Her şeyin çözülmesi gerekmiyordu. Bazı şeyler sadece zihnin bir köşesinde yaşamalıydı.
Son düşünce: sıfırın içindeki doluluk
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: √0 rasyonel mi sorusu aslında matematikten çok bana aitti.
Ben o soruda kendi içimdeki karmaşayı görmüştüm.
Sıfırın “hiçlik” olmadığını, aslında bir başlangıç noktası olduğunu anlamaya çalışmıştım.
Rasyonellik bana düzeni anlatıyordu. Ama hayat her zaman düzenli değildi.
Ve belki de en büyük gerçek şuydu: bazı soruların cevabı doğru olsa bile, insanın içindeki hissi değiştirmiyordu.
Defterim hâlâ duruyor. Sayfaları dolu, kenarları yıpranmış.
Ve her yeni sayfada, aynı sorunun farklı bir yankısı var.
√0 rasyonel mi?
Evet.
Ama içimdeki soru hâlâ devam ediyor.
Benzer Konular: Japonya hangi hukuk sistemiyle yönetiliyor ?