38 derece vücut ısısı normal mi?
İlgili Makale: 35a maddesi nedir ?
Bir gecenin başlangıcı
Kayseri’de kış her zaman biraz sert gelir. Rüzgârın camlara vurduğu o gecelerden biriydi. Evde yalnızdım. Aslında yalnızlık bazen iyi gelir insana, düşüncelerini toparlarsın, kendini dinlersin. Ama o gece farklıydı. İçimde garip bir huzursuzluk vardı, sanki bir şey olacakmış gibi.
Akşamdan beri hafif bir kırgınlık hissediyordum. “Geçer” dedim, önemsemedim. Gün içinde dışarı çıkmıştım, üşütmüş olabilirim diye düşündüm. Ama gece ilerledikçe vücudumun içinden yükselen sıcaklık beni rahatsız etmeye başladı. Sanki içimde görünmeyen bir ateş yanıyordu.
Kendime sürekli aynı soruyu soruyordum: “38 derece vücut ısısı normal mi?”
Bu soruyu sormam bile aslında işlerin pek normal olmadığını gösteriyordu. Çünkü insan gerçekten iyiyse, böyle bir şeyi bu kadar tekrar etmez.
Termometreye bakış
Dolabın üst çekmecesinde duran termometreyi bulmam birkaç saniyemi aldı. Ama o birkaç saniye bile bana uzun geldi. Sanki zaman ağır çekimde akıyordu. Elim hafif titriyordu. Kendime kızdım, “abartıyorsun” dedim ama içimdeki kaygı buna izin vermedi.
Ölçüm yaptım.
Bekledim.
O küçük cihazın ekranına bakarken kalbimin ritmi hızlandı. Sonuç göründüğünde bir an nefesimi tuttum.
38.0
Ekrandaki bu iki rakam, odadaki sessizliği daha ağır hale getirdi. O an aklımdan geçen ilk şey şuydu: “38 derece vücut ısısı normal mi?”
Hayır, değildi. Bunu biliyordum ama insan bazen bildiğini kabullenmek istemez.
Pencereye yürüdüm. Camın buğusuna parmağımla bir şeyler çizdim ama ne çizdiğimi bile hatırlamıyorum. Dışarıda Kayseri’nin soğuğu vardı, içeride ise benim içimi yakan bir sıcaklık.
İçimde büyüyen endişe
Yatağa oturdum ama rahat edemedim. Yorganı üstüme çektim, sonra attım. Bir şey eksikti ama ne olduğunu bilmiyordum. Vücudum terliyordu ama aynı zamanda üşüyordum da. Bu çelişki beni daha da tedirgin etti.
Telefonu elime aldım. Arama motoruna yazdım:
“38 derece vücut ısısı normal mi?”
Karşıma çıkan şeyler içimi tam olarak rahatlatmadı. Kimisi “hafif ateş” diyordu, kimisi “vücudun savunması” diyordu. Ama hiçbir cümle insanın içindeki o huzursuzluğu tamamen almıyordu.
O an fark ettim ki aslında ben sadece bir bilgi aramıyordum. Ben, “korkmam gerekmiyor” cümlesini duymak istiyordum.
Ama kimse bunu doğrudan söylemiyordu.
Geceyle birlikte gelen düşünceler
Saat ilerledikçe yalnızlık daha da belirginleşti. Evdeki saat tıkırtısı bile farklı geliyordu. Her tik sesi, sanki içimdeki endişeyi biraz daha büyütüyordu.
Aklımdan annem geçti. Eğer yanında olsaydı, elini alnıma koyar ve “bir şeyin yok” derdi. Belki de gerçekten yoktu. Ama yalnız olunca insan kendi düşüncelerinin içine daha çok sıkışıyor.
Bir ara kalkıp mutfağa gittim. Su içtim. Bardağı masaya koyarken elimden biraz fazla ses çıktı, o ses bile beni ürküttü. Sanki her şey büyümüş, her şey daha hassas hale gelmişti.
Kendi kendime tekrar sordum:
“38 derece vücut ısısı normal mi?”
Cevap basit değildi. Çünkü bu soru sadece bir sayı değildi artık. Bu, benim içimde büyüyen kaygının adı olmuştu.
Sabaha doğru değişen hisler
Gece ilerledikçe ateş sabit kaldı. Ne düşüyordu ne yükseliyordu. Bu bile garip bir şekilde daha çok düşündürüyordu beni. Belirsizlik en zor şeydi.
Bir ara gözlerim ağırlaştı ama tam uykuya dalamadım. Rüyalarla gerçek arasında gidip geldim. Sanki zihnim bile tam dinlenmek istemiyordu.
Sabaha doğru hafif bir serinlik hissettim. Bu küçük değişim bile içimde bir umut yarattı. Yeniden ölçüm yaptım. 37.6 civarına düşmüştü.
O an içimde garip bir rahatlama oldu. Abarttığımı düşündüm. Belki de gerçekten vücudum sadece bir şeylere tepki veriyordu. Belki de korktuğum kadar büyük bir şey değildi.
Ama yine de o geceyi unutmadım.
Hastaneye gitme kararı
Sabah olunca içimdeki huzursuzluk tamamen geçmemişti. Kahvaltı yapmaya çalıştım ama iştahım yoktu. Annemi aradım. Sesini duyunca biraz rahatladım.
“Bir doktora görün” dedi.
Aslında bunu duymaya ihtiyacım vardı. Çünkü insan bazen kendi kararını veremiyor. Özellikle de bedenine dair bir şey olduğunda.
Hastaneye gitmeye karar verdim. Kayseri’nin sabah soğuğu yüzüme vururken yürüdüm. Her adımda içimdeki düşünceler biraz daha netleşiyordu.
“Abartıyor muyum?”
“Yoksa gerçekten bir şey mi var?”
“38 derece vücut ısısı normal mi, yoksa değil mi?”
Bu sorular adımlarımın ritmine karışmıştı.
Hastane koridorunda bekleyiş
Koridorlar her zamanki gibi sessiz ama doluydu. İnsanlar kendi hikâyeleriyle oradaydı. Kimisinin yüzünde yorgunluk, kimisinin gözünde endişe vardı. Herkes bir şey bekliyordu.
Sıramı beklerken duvara yaslandım. İçimdeki düşünceler artık daha sakindi. Çünkü yalnız olmadığımı fark etmiştim. Herkesin bir derdi vardı.
Doktora çıktığımda kısa bir kontrol yapıldı. Dinledi, baktı, birkaç soru sordu. Sonra sakin bir sesle konuştu:
“Basit bir enfeksiyon olabilir, 38 derece çok yüksek sayılmaz ama takip etmek gerekir.”
O an içimde bir şey çözüldü. Korkum tamamen bitmedi ama şekil değiştirdi. Artık belirsiz bir korku değil, yönetilebilir bir durumdu.
İçimde kalan hisler
Eve döndüğümde yorgundum. Ama bu yorgunluk sadece fiziksel değildi. Zihnim de yorulmuştu. Yatağa uzandım ve tavana baktım.
O geceyi düşündüm. Küçük bir rakamın nasıl büyük bir kaygıya dönüştüğünü fark ettim. 38 derece vücut ısısı normal mi sorusu, aslında sadece bir soru değildi. İnsan bazen küçük şeylerde büyük korkular biriktiriyordu.
Hayal kırıklığım vardı çünkü kendime güvenmemiştim. Ama aynı zamanda bir rahatlama da vardı çünkü korkularımın çoğu gerçeğin kendisi değildi.
Notlarım
O gece defterime kısa bir şey yazdım. Çok uzun değildi ama içimden geleni olduğu gibi bıraktım.
Bedenim bazen bana yabancı gibi geliyor. Küçük bir değişim bile içimde büyük fırtınalar yaratıyor. Ama sonra anlıyorum ki her sıcaklık, her titreşim bir şey anlatıyor. Belki de dinlemeyi öğrenmem gerekiyor. Korkmak yerine anlamaya çalışmayı.
Bugün geriye baktığımda şunu daha net görüyorum: İnsan en çok bilmediğinden korkuyor. Ve bazen bir termometre, insanın kendi iç dünyasına açılan en sessiz kapı oluyor.